10 Ocak 2008 Perşembe

Selülit Nedir?2

Selülit cilt dokusunda meydana gelen ve cilde bir “portakal kabuğu” görünümü veren değişimlerdir. Selülit kadınlarda çok daha yaygın görülmektedir. Araştırmalar, kadınların %85-98’inde belli bir ölçüde selülit olduğunu göstermektedir. Yağlar erkekler ve kadınlarda farklı biçimlerde oluşmaktadır. Erkeklerde yağları oluşturan ve destekleyen bağ dokusu iplikleri temel olarak deriye paralel bir biçimde uzanmaktadır. Bundan dolayı erkeklerde deri altında biriken yağ tabakaları en düşük seviyede çökmeye maruz kalmakta ve böylece de erkekler daha düzgün bir cilde sahip olmaktadır. Ama ne var ki kadınlardaki yağ tabakası deriye dik olarak oluşmakta ve bunun bir sonucu olarak da, bağ dokusunun destek yapısı, deriyi aşağıya çekmekte ve pürüzlü bir yüzey meydana gelmektedir.



Selülit kadınlarda yaşanan normal bir süreçtir ve bu nedenle bilim uzun yıllar boyunca selülit tedavisi ile ilgilenmemiştir. Selülitin nedenini belirleme için yapılan araştırmaların tümü sadece son birkaç yıl içinde gerçekleştirilmiştir. Selülitin etkili tedavi yöntemleri ise daha da yeni gelişmelerdir. Selülit yüzeyel yağ tabakaları arasında oluşmaktadır. Vücuttaki tüm yağ katmanları içinde yalnızca bu yüzeyel tabaka selülitten etkilenir. Yüzeyel tabaka kilo kaybından etkilenen en son tabakadır. Bu nedenle egzersiz ve kilo verme selüliti ortadan kaldırmamaktadır. Düzenli olarak egzersiz yapan ve düşük yağlı beslenme diyetleri uygulayan kadınlarda bile hala selülit görülebilmektedir. Bu durum, selülitin kontrol altına alınmasını ve selülit tedavisini tümüyle farklı bir sorun haline getirmektedir.

Selülit Nedir? Nasıl Oluşur?

Selülit veya selüloid, herşeyden önce bir hastalık durumu değildir. Kadınlarda vücudun değişik yerlerinde ortaya çıkabilen, görünümü bozan estetik bir sorundur. Kalçalar, basen bölgesi ve bacaklar en sık görüldükleri yerlerdir. Görülen alanın büyüklüğü kişiden kişiye değişmektedir. Her 100 kadından 80'inde görülmektedir.

Bütün kaynaklarda cildin portakal kabuğu görünümünden söz edilir. Cilt altındaki bazı yuvarlak nödüllerin (yumrular) cildin pürüzsüzlüğünü bozmasıdır. Selülit, yağ doku hücrelerinin yapısındaki bazı değişiklikler nedeni ile yuvarlak yumrulu yapılar haline gelmesi ile oluşur.

Kadınların cilt yapısı erkeklerden farklıdır, daha ince ve narindir. Hormonal yapılarda da kadın ve erkek farklılık gösterir; östrojen, ciltte fazla miktarda su tutulmasına neden olur. Yapısal ve hormonal değişiklikler, kadınlarda selüliti oluştururken, erkeklerde selülit görülmez. Selülit yağ dokunun miktarı ile ilgili değildir. Çok zayıf kişilerde bile selülit kendisini gösterebilir. Ailesel faktörün de önemi büyüktür, ailesinde selülit olan kadınların kendilerinde de selülit görülme olasılığı daha fazladır.

Selülitin bir gelişimi vardır, erken dönemlerde selülitle baş etmek daha kolaydır, ilerki dönemlerde çok zordur. Yaş ilerledikçe cilt, hormonların azalması nedeni ile suyunu kaybeder ve daha ince kuru bir hal alır. Cildin incelmesi selüliti daha belirgin hale getirir.

Ergenlikle birlikte salgılanmaya başlanan kadın hormonları vücuda kadınsı bir şekil verirken cilt yapısını ve yağ dokularıda etkiler, selülit bu yaşlardan itibaren ortaya çıkabilir.

Selülitin tam olarak nasıl oluştuğu bilinmemektedir. Bu konuda kabul gören yaklaşıma göre selülit, birdenbire oluşmaz. Önceleri selülit oluşacak bölgelerdeki kan akımı ve kan damarlarında bazı değişiklikler görülmeye başlanır. Damar duvarlarının geçirgenliği artar. Özellikle de östrojen hormonunun etkisi ve diğer sebeplerle kanın sıvı kısmı, damarlardan dışarı sızar. Bu sızıntıyla birlikte, hücreler arası alanda sıvı birikimi olur. Tıpta, hücreler arasındaki sıvı birikimine "ödem" adı verilir. Vücut, bölgede biriken sıvıyı, lenf sistemi ile uzaklaştırılmaya çalışır. Biriken sıvı, bu bölgedeki yağ doku hücrelerini sıkıştırır ve fonksiyonlarını bozmaya başlar.

Kadın ve erkeğin cilt yapısındaki bir farklılık da ciltaltı dokularıyla, cildi bağlayan bağ doku elemalarının dağılımıdır. Erkeklerde daha sık ve kalın bağlantılar bulunurken, kadınlarda daha seyrek ve ince bağlar yeralır. Kadın cilt yapısındaki bu gevşeklik, selülite eğilimli bölgelerde, daha fazla sıvı birikmesine ve yumruların oluşmasına neden olur.

Selülit oluşumunu bir çok faktör etkiler. Selülit, ilerleyen bir süreçtir. Sigara, atardamarlarda büzülmeye neden olan bazı kimyasal maddeler içerir. Etkisi, özellikle dolaşımı hücresel seviyede bozulmuş olan bölgelerde daha yoğundur. Bu bölgelere kan daha az gelir. Dolaşımı bozan tek faktör sigara değildir. Özellikle beslenme rejimimizin kötü olması ve doymuş yağ kullanımının fazlalığı, damar duvarlarında yağların birikmesine ve damar sertliği denen "artheroskleroza" neden olmaktadır. Damarlarda bu tür değişimlerin çok erken yaşlarda başladığı bilinmektedir. Amerikan Pediatristler Derneği çocuk beslenmesinde 2 yaşından itibaren doymuş yağların yer almamasını veya çok azaltılmasını önermektedirler. Damarlarda çok erken yaşlardan itibaren görülmeye başlanan bu değişiklikler, dolaşımı bozan ciddi bir faktördür. Dolaşımı bozulan bölgedeki yağ hücreleri, normal yapılarını zamanla kaybedeler (bu hücrelerde zaten çevrelerindeki ödemden dolayı da fonksiyonlarında bozulma oluşmaktadır), fazla miktarda sıvı biriktirirler ve nodüler (yumrusal) bir yapı alırlar.

Sıvı biriktirmiş ve fonksiyonları bozulmuş yağ hücreleri, çevrelerindeki ödem sıvısı, bozulmuş dolaşım ve cilt yapısındaki gevşek bağ dokusu nedeniyle yumrular oluşturur.

Selülit, damarlardan sıvı sızması ile başlar, ödem oluşur. Ardından yağ doku hücrelerinde sıvı birikmesiyle, bu bölgedeki dolaşım bozulur ve lenf sistemi, biriken sıvıyı uzaklaştırmakta yetersiz kalır. Cilt inceldikçe, ciltteki yumrulu görünüm daha da belirgin bir görünüm alır.

Selülitin ortadan kaldırılabilmesi için olumsuz faktörlerin de ortadan kaldırılması gerekir.
Selülitle savaşta en önemli nokta erken başlamaktır.
Selülitin varlığını erken dönemde anlamanın yolu, selülitin sık görüldüğü bölgelerdeki deriyi iki elle sıkıştırmak ve yüzeyi kontrol etmekle olur. Şüpheli durumlarda veya selülidin varlığında bu konuda uzman bir kişiye danışın.

Selülit oluşumundaki faktörlerin çokluğu yine selülit ile savaşma yöntemlerininde çok olmasına neden olmuştur. Bunlardan hangilerinin sizin için gerekli olduğu, ancak bir uzmanın değerlendirmesinden sonra saptanabilir

ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?

Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selülit`i de olur. Ama selülit`in cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluk olduğunu bilmek gerekir. Bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.

SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?
Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.

GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?
Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülit`ten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır.

SPOR SELÜLİT`İ TEDAVİ EDER Mİ?

Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülit`e karşı en etkili spor tempolu yürüş ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.

SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?
Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç olmaz. Yöntem her zaman aynı olup esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.

HAMİLELİK SELÜLİT`E UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?

Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülit`in belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğe neden olur. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.

MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?
Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim olur. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşer ve kilo alırlar.

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?

Termografi: Vücutta kan dolaşımının normal olduğu bölgelerde vücut ısısı da normal olur. Dolaşım bozukluğu olan yerlerde kanlanma azalacağı için, bu bölgeler vücudun normal ısısından daha soğuk olur. Selülit`in oluşma nedenlerinden biri dolaşım bozukluğu olup termografi ile dolaşım bozukluğunun ve selülit`in yeri de teşhis edilir.

Ekografi: Bir çeşit ultrason cihazı olup uygulandığı yerin, ayrıntılı olarak görünümünü sağlar. Selülit`e uygulanma amacı deri kalınlığının ve yağ tabakasının kalınlığının ölçümüdür.

Manyetik rezonans: Vücudun 3 boyutlu incelenmesi imkanını sunar. Bu sayede cilt kalınlığı, yağ tabakası ve oluşabilecek ikincil, üçüncül (tümör, yapısal bozukluklar) nedenlerin varlığının ya da yokluğunun tespitini sağlar.

SELÜLİT`TE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
Tedavinin asıl amacı selülit`i oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

LİPOLİZ NEDİR?
Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayı olarak tanımlanır.

SELÜLİT KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?

Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selülit`i buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.

SELÜLİT`TE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?
Rejimin, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olması gerekir. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinler ödemi önler ve iştah artırır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalıp, alkolden uzak durulması gerekir. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.